Editörün Notu
Yıl/Year: 2024• Cilt/Vol: 6 • Sayı/Num:12 • Yaz/Summer
Editörün Notu
Sevgili Okuyucular,
Modern dünyanın hızla genişleyen dijital evreni bilginin oluşum süreçlerini yeni bir kavramsal zemin üzerinde yeniden örgütleyen güçlü bir dönüşüm alanı açıyor. Bu dönüşüm salt teknik bir ilerlemenin sonucu olarak değil düşünsel faaliyetlerin, kültürel yapıların ve mantıksal biçimlerin bütünsel bir yeniden yapılanma süreci olarak karşımıza çıkıyor. 12. sayıdaki üç araştırma, farklı alanlara yönelmiş görünseler de dijital çağın bilgi rejimini şekillendiren ortak bir ekseni paylaşarak bu dönüşümü çok katmanlı bir perspektiften anlamamıza imkân veriyor.
Servet Yıldıztepe’nin “Deprem Uzmanlarının İmaj Algısı: Kahramanmaraş Depremi Örneği” makalesi, afet sonrası dijital mecralarda dolaşıma giren uzman söyleminin toplumsal algıda nasıl yeniden konumlandığını tartışıyor. Kriz anlarında bilgi doğrudan yaşamsal bir ihtiyaç hâline gelir. Ancak bu ihtiyaç dijital ortamlarda tekil bir kaynaktan çok çeşitli duygulanım alanlarıyla kaynaşarak ilerleyen bir söylem akışına dönüşür. Bu akış uzman figürünü bilimsel kimliğinden bağımsız bir iletişim odağı olarak görünür kılar. Dijital ritimlerin belirlediği bu yeni görünürlük toplumsal güven mekanizmalarının nasıl işlediğini gösteren önemli bir göstergedir. Uzman sözü artık belirli bir epistemik ağırlığı veri alan bir otorite olarak değil dijital cemaatlerin duyuş biçimleriyle kesişen bir anlam örgüsü olarak toplumsal alanda dolaşıma girer. Bu çalışma bilgi otoritesinin modern koşullar altında geçirdiği dönüşümü sosyolojik, iletişimsel ve kültürel boyutlarıyla birlikte düşünmeye davet ediyor.
Zerrin Yıldırım, Yağmur Selçi, Merve Aydın ve Fatma Hilal Kaplan’ın “Dijital Öğrenme Materyalleriyle Samsun’un Kültürel Mirasına Dokunmak” konusundaki kapsamlı çalışmaları, kültürel mirasın genç zihinlerde nasıl yeniden anlam kazandığını inceliyor. Öğrenme süreçlerinin dijital içeriklerle desteklenmesi kültürel hafızayı soyut bir miras alanı olmaktan çıkarıp doğrudan deneyimlenen bir bilinç oluşumuna dönüştürür. Öğrencilerin kültürel mekânlarla dijital ortamlar üzerinden kurdukları temas mekânın tarihsel katmanlarını kişisel bir algıya taşır. Böylece kültür zamanın birikimi olarak değil zihinsel bir karşılaşma olarak şekillenir. Araştırmanın bulguları kültürel mirasın pedagojik aktarımdan çok kültürel bilincin yeniden kurulmasına yönelik bir süreç içerdiğini göstermektedir. Genç kuşaklar kültürü edilgin biçimde devralan bir toplumsal grup olarak değil kendi deneyimi içinde yeniden üreten bir özne olarak belirir. Bu durum kültürel aktarımın dijital çağda nasıl bir sosyolojik zemine kavuştuğunu gösteren önemli bir veri sunuyor.
Zuhal Hazar’ın “19. Yüzyılda Gelişen Matematiksel Mantık Alanına Bir Köken Yaklaşımı: Leibniz ve Evrensel Dil” makalesi, matematiksel mantığın tarihsel gelişimini teknolojik düşüncenin kavramsal arka planıyla birlikte ele alıyor. Leibniz’in evrensel bir kavram dili kurma çabası mantığı salt biçimsel bir yöntem olmaktan çıkararak düşüncenin evrenle ilişkisini belirleyen ontolojik bir tasarıya dönüştürmüştür. Bu tasarının izleri Lambert’in sistematik düzenlemelerinden Frege’nin kavram-yazısına Peirce’ın ilişkisel mantık anlayışından modern hesaplama kuramlarına kadar geniş bir düşünsel hat içinde ilerler. Hazar’ın analizi bu hattın günümüz yapay zekâ mimarileriyle nasıl birleştiğini göstererek mantıksal düzenin dijital çağda yeni bir düşünme mekânı oluşturduğunu ortaya koyuyor. Böylece mantık soyut bir disiplin olmaktan çıkarak teknolojik aklın dayandığı temel epistemik yapı olarak karşımıza çıkar.
Bu üç çalışma farklı bağlamlarda çalışsa da bilginin dijital çağda geçirdiği dönüşümü aynı teorik eksen üzerinde görünür kılıyor. Kriz anlarında uzman bilgisinin dolaşıma girme biçimi kültürel mirasın genç zihinlerde yeniden anlam kazanması ve mantığın modern teknolojilerle kurduğu yeni ilişki bilginin toplumsal kültürel ve mantıksal düzlemlerde eşzamanlı bir dönüşüm yaşadığını gösteriyor. Dijital çağ bilgiye dair üç temel alanı yeniden örgütleyen bir etki üretiyor:
• Toplumsal düzlemde bilgi otoritesinin meşruiyet kaynakları değişiyor.
• Kültürel düzlemde bilginin aktarım biçimleri deneyim merkezli bir pedagojik yapıya yöneliyor.
• Mantıksal düzlemde ise bilginin kavramsal temelleri dijital hesaplama süreçleriyle yeniden düşünülüyor.
Bu bağlamda dijital çağ salt teknik gelişmelerin toplumsal yaşama sızmasıyla açıklanamaz. Bu çağ bilginin görünümünü taşıyan bütün epistemik katmanlarda bir kırılma yaratır.
ISophos Dergisi bu kırılmanın düşünsel yansımalarını disiplinler arası bir çerçevede anlamaya yönelen bir platformdur. Elinizdeki sayı modern dünyanın dijitalleşme süreçleriyle birlikte değişen bilgi rejimini üç farklı araştırma üzerinden görünür kılarak bu tartışmayı daha geniş bir felsefi düzleme taşımayı amaçlamaktadır.
Bu çalışmalara katkı sunan tüm araştırmacılara teşekkür eder siz değerli okurları dijital çağın epistemik ufkunu birlikte düşünmeye davet ederim.
ISophos – Editör
Prof. Dr. Şevki IŞIKLI
